Antik Çağ'da Dil ve Eğitim

İyi vatandaş olmanın en başta gelen koşulu okuma-yazma bilmekti. Bu nedenle Atina’da eğitim ve öğretim büyük öneme sahipti. Antik Çağ’da eğitim herkese açık olsa da sadece parası olanlar yüksek bir eğitime devam edebiliyordu. Bu nedenle Antik Çağ’da eğitim süresini devlet değil, ailenin ekonomik gücü belirlemekteydi. Bundan ötürü de genelde bir çocuk 15 veya 16 yaşına kadar eğitim görürdü. Hatta birçoğu için eğitim 12-13 yaşlarında sona ermekteydi.

Çocuğun 6 yaşına kadar olan bakımını anne veya kadın hizmetçiler, ama özellikle de dadılar üstlenmekteydi. Çocuklar, ailelerin genellikle satın aldıkları, kiraladıkları veya evdeki sadık kölelere, yani dadılara (=paidagogos) teslim edilirler ve okula başlama yaşına gelinceye kadar paidagogos adı verilen bu köleler tarafından evde eğitilirlerdi. Günümüzde sıkça kullandığımız pedagog kelimesi Antik Hellence’deki παιδαγωγός yani Türkçe okunuşuyla paidagogos kelimesinden gelmektedir.

Ebeveynler veya dadı çocuğun her hareketi, her sözü üzerinde dururlar, şu doğru, bu yanlış; bu şey güzel, şu şey çirkin; bunu yap, şunu yapma gibi öğütler verirlerdi. Çocuk bu söylenenleri yapmazsa sopa ile veya başka bir şekilde cezaya çarptırılırdı. 6 yaşından sonra sadece erkek çocuklar paidagogos’ların eşliğinde okula giderlerdi. Hatta dünyanın en büyük komutan ve devlet adamlarından birisi olan Büyük İskender de Leonides adında bir köle tarafından eğitilmiştir. Büyük İskender’in paidagogos’u Leonides, İskender henüz çocukken ona tanrıları hoşnut etmesi için tanrılara yapılan sunularda altara bol bol tütsü koymasını öğretmişti. Bunu hiçbir zaman hatırından çıkarmayan İskender, tütsü bakımından oldukça zengin bir bölge olan Arabistan’ı ele geçirince eski paidagogos’u Leonides’i unutmamış ve ona bir gemi dolusu tütsü göndermiştir.

Antik Çağ Atinası’nda ise kız çocuklarının eğitimi genelde evde annesinin gözetiminde bir gynaikotis tarafından yapılırdı. Erkeklere göre oldukça düşük bir eğitim alan kadınlar, en azında okuma-yazmayı bilmekteydiler. Kadının okuma-yazma bilmesi büyük bir avantajdı. Çünkü gelecekte evinin hesaplarını tutup, listeler hazırlama görevi kadınlardaydı. Antik Çağ Dünyası’nda kadından asıl beklenen görev örgü örme, kumaş dokuma, yemek pişirme, evdeki hizmetkârları denetleme, kileri kontrol etme ve en önemlisi çocuk yetiştirme gibi işlerdi.

Antik Çağ’da bilinen ilk “ilkokul” ise M.Ö. 494 yılında Ionialıların Lade Deniz Savaşı öncesinde başlattıkları isyanlar sırasında, çatısının çökmesi sonucu alfabeyi öğrenmekte olan 120 çocuktan 119’unun hayatını kaybettiği Khios Adası’nda (= Sakız Adası) bir okuldur. Okullar genelde küçük, gösterişsiz ve basit yapılar olup bu okullarda ancak 10 ya da 12 öğrenci eğitim görebilmekteydi. Okul yapıları o kadar basitti ki M.Ö. 496 yılındaki Olimpiyat Oyunları’nda yenilgiyi kabul etmeyen boksör Kleomedes’in memleketi Astypalaia’da öfkesinden okulun bir sütununu yıktığı ve okul binasının çöktüğü bilinmektedir.

Çocuklar okuldaki eğitimin büyük bir bölümünü, sıra olmadığı için ya ayakta ya da öğretmenlerinin karşısında bir iskemlede oturarak görürlerdi. Eğitimin üç temel unsuru vardı: Okuma-yazma, şiir ile nesrin incelendiği ve ezberlendiği grammata; müzik ve dans dersi olan musike; spor yani gymnastike.

Atina’da okulların şafaktan önce ve günbatımından sonra açık kalması ise yasaktı. Musalar Festivali ve diğer dini bayramlar süresince de okullar tatil edilmekteydi. Atina’da bir çocuk için ilk eğitim Hellen alfabesindeki 24 harfi öğrenmekle başlardı: Öğrenciler yazmaya başlamadan önce harflerin isimlerini ve alfabeyi baştan sona, sondan başa doğru ezberlemek zorundaydılar. Küçük çocukların alfabeyi kolayca öğrenmeleri için ebeveynleri onlara ahşap veya fildişinden yapılma harfler veriyordu. Böylece çocuklar hem oynuyorlar hem de alfabeyi öğreniyorlardı. Daha sonra öğrenciler bu harfleri yazmayı öğreniyorlardı.

Yazı, içi balmumu tabakasıyla kaplı tahtalar üzerine bronz, fildişi veya daha çok şimşir ağacından yapılma stylos adı verilen sivri uçlu bir kalemle yapılırdı. Yazım yanlışları için, bu kalemin yayvan ucu silgi olarak kullanılırdı. Bu yazı malzemelerinin dışında az da olsa varlıklı olanlar papirüs üzerine, fakir olanlar ise kırık çanak çömlek parçaları ve taş üzerine yazıyorlardı.

Günümüzde sıkça kullandığımız pedagog kelimesi Antik Hellence’deki παιδαγωγός yani Türkçe okunuşuyla paidagogos kelimesinden gelmektedir.

Antikçağ’da yazı malzemesi olarak kullanılan malzemeler içinde “ahşap” önemli bir yer tutmaktaydı. Ahşap, üzeri kolay okunabilsin diye kireç veya alçıyla beyaza boyanırdı. Beyaza boyanan tahta; fatura, pusula ve okullarda yazı tahtası gibi birçok şekilde kullanılırdı.

Öğrenci ilk olarak grammatistes’ten alfabeyi öğrenirdi. Grammatistes küçük öğrenciye alfabeyi öğretmek için ya onun elinden tutar ya da onunla birlikte balmumuyla kaplı olmayan bir ahşap yazı tahtasına harfleri kazır; öğrenci de harfleri öğreninceye kadar stylos adı verilen tığ kalemiyle bu çizgilerin üzerinden geçerdi. Günümüzde olduğu gibi, öğrencilere heceler kurması öğretilirdi. Daha sonra basit kelimeler, ardından zor kelimelerin yazılmasına geçilirdi. M.Ö. III. yüzyılda İskenderiye’de bilim insanları okumanın daha kolay hale getirilmesi için günümüzde kullandığımız noktalama işaretlerini icat ettiler. Mesela nokta ile virgül Türkçe’deki gibidir. Soru işareti noktalı virgülle gösterilmektedir: ; = ? Satırdan biraz yukarıya konan nokta Türkçedeki iki nokta ve noktalı virgül işaretlerinin karşılığıdır: ˙ = : ya da ;

Grammatistes’ler tarafından öğrencilere okuma-yazma derslerinin yanı sıra Fenikelilerden aldıkları matematik ve aritmetik dersleri de verilmekteydi. Hesaplamalar, ya kum üzerine karelerinde çakıl taşlarının hareket ettirilebileceği basit bir tabloyla, ya da iplere dizilmiş boncuklarla yapılmaktaydı. Matematik için Hellence’de ayrı bir rakam sistemi yoktu; harfler aynı zamanda rakam yerine de kullanılmaktaydı.

M.Ö. III. yüzyılda İskenderiye’de bilim insanları okumanın daha kolay hale getirilmesi için günümüzde kullandığımız noktalama işaretlerini icat ettiler. 

Çocuklar derslerini yüksek sesle ve kitaplarını da yüksek sesle okurlardı: Antik Çağ’da yüksek sesle okumak âdettendi. Ama bu Antik Çağ insanının kitabı veya herhangi bir yazılı eseri sessiz okuyamadıkları anlamına gelmiyordu. Çünkü dudakların kapatılarak yazılı belgelerin okunduğuna dair bilgiler de mevcuttur. Örneğin Kilise Babalarının en ünlüsü olan Augustinus, Aziz Ambrosius’un kitabını sessiz okuduğunu belirtmektedir.

Aristoteles’ e göre; insanlar 7 yaşına kadar çocukturlar, daha sonra öğrenecekleri şeylerin birer seyircisi olmalıdırlar. 7 yaşından sonra eğitim iki aşamaya ayrılır: Birincisi 7 yaşından ergenliğe kadar müzik ve entelektüel eğitim dönemi; ikincisi ergenlikten 21 yaşına kadar zihni ve ahlaki eğitim dönemi. Çocuklar gelecekte devletin bir yöneticisi olacakları için, yetiştirilmeleri ve eğitimleri kamuyu ilgilendiren en önemli sorundur. Çünkü yasa koyucu gençlerin eğitimleri ile bizzat ilgilenmezse, her seferinde anayasanın niteliği, dolayısıyla devlet zarar görecektir. Bunun için de eğitim herkes için bir ve aynı olmalıdır. Öyleyse, eğitim hakkında yasalar yapılmalı ve bu eğitim hem erdeme hem de insana faydalı olmalıdır. Aristoteles bu nedenle Atina’da bugün bütün batı dillerinde ve Türkçe’deki “Lise” sözcüğünün kökeni olan Lykeion’da bir okul kurmuştur.

Yüksek öğretim Atina’da paralı olmakla birlikte Sokrates gibi önemli bir felsefeci, verdiği dersler karşısında para almıyordu. O, para almamakla özgürlüğünü koruduğuna inanıyordu. Çünkü çevresindekilerden para alanları, ücret aldıkları kişilerle konuştukları için kendi kendilerinin kölesi olarak görmekteydi. Sokrates para almamasının diğer bir nedeni olarak da ücretle ders verenlerin, aldıkları ücretlerinin karşılığını vermek zorunda olduklarını; ama kendisinin, bilgi için herhangi bir ücret almadığı için istemediği kişiyle konuşmak ya da ona bilgi vermek zorunda olmadığıyla açıklamaktadır. Sokrates’in öğrencisi olan Platon diğer bir deyişle Eflatun, insan ruhunun yaşaması için mutlaka eğitim alması gerektiğini savunmaktadır. İster Hellen, ister barbar olsun eğitim ve felsefe insanları mutlu kılar, insanların üzerine ışık saçar, onları hem akıllı, hem de becerikli kılar. Bu nedenle Platon, gelecekte sağlıklı, ruhunu kötülüklerden arındırmış ve erdemli bir nesil yetişmesi için eğitimin bebeklikten itibaren doğru ve düzgün olarak verilmesi gerektiğini belirtir. Platon tüm eserlerinde herkesin eğitim görmesini, ama özellikle felsefe öğrenmelerini salık vermektedir. Düşünüre göre, felsefe eğitimi alan ve bunu ruhuna yerleştiren bir kişi hayatı boyunca başka bir kişinin rehberliğine ihtiyaç duymaz; iyi bir belleğe sahip olur, yasalara uyar ve mutlu bir insan olur. Platon’un öğrencisi olan Aristoteles’e göre eğitimin ana görevi insanı içerisinde yer aldığı toplumun ya da devletin erdemli ve bilgili bir unsuru yapmaktır. İnsan ancak bu şekilde eğitildiği zaman mutlu olur. Bu nedenle yasa koyucu eğitim işini bizzat kendisi ele almalı ve bu işe evlenecek çiftlerden başlamalıdır.

Hellen Alfabesi

Günümüzde kullandığımız Latin alfabesinin kökeni olan Antik Hellen alfabesi on yedisi sessiz ve yedisi sesli olmak üzere yirmi dört harften oluşmaktadır. Bugün modern Hellenlerin de (= Yunan) kullandığı alfabe yine bu alfabedir. Bu alfabe daha sonra Bulgarlar tarafından taklit edilmiş ve tüm Slav Dünyası’na ihraç edilmiştir. Bugün Rusya, Ukrayna ve diğer slav ülkelerinin kullandığı Kiril alfabesi de Hellen alfabesi kökenlidir.

Büyük HarfKüçük HarfLâtin harflerine çevrimiAdı
Aaa (ă / ā)άλφα
Bbbβήτα
Gg ( g )gγάμμα
Dddδέλτα
Eee (ĕ)έψιλον
Zzz (ds şeklinde söylenir.)ζήτα
Hhe (ē)ήτα
Q, Yq , yth (peltek bir “t” gibi söylenir.)θήτα
I, Ιi

i (ĭ / ī)

(Lâtin harfleriyle büyük harf “I” diye yazılır; ama Türkçede büyük harf için söylenişe uyarak “İ” kullanılabilir.)

ιώτα
Kkkκάππα
Lllλά(μ)βδα
Mmmμυ
Nnnνυ
X, Ξ (J)jx (Türkçede “ks” diye yazılıp söylenir.)ξι
Ooo (ŏ)όμικρον
Pppπι
Rr ( r )r„ρώ
S (%)s, w (!)sσίγμα
Tttταυ
Uuy ( ˘ / ˉ ) (Türkçede “ü” diye söylenir.)‰ύψιλον
F, Ff, φ (f)ph (Türkçede f diye söylenir.)φι
Xxch (Türkçede “kh” diye yazılıp gırtlaktan gelen bir “h” gibi söylenir.)χι
Y     Cc (y)psψι
W (W), Vvo (ō)‰ωμέγα
© Rezan Has Müzesi / Tüm hakları saklıdır.